İslam dünyasının bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey nedir diye sorsak, sanırım pek çoğumuz aynı kelimede buluşuruz: samimiyet.
Türkiye’de Roman asıllı bir vatandaş olan Celal Karature, okuduğu bir ilahiyle aslında sadece bir eser seslendirmedi; farkında olarak ya da olmayarak bütün İslam âlemine çok güçlü bir mesaj verdi.
Mesaj basitti ama derindi: Allah için yapılan iş, gösterişsiz de olsa yolunu bulur.
Söz konusu ilahi, yıllardır Abdurrahman Önül tarafından bestelenmiş, binlerce kişi tarafından farklı yorumlarla seslendirilmişti.
Lüks salonlarda, şık kostümlerle, pahalı prodüksiyonlarla, milyonluk saatler takan bileklerin “Allah birdir” işareti eşliğinde okuduğu bu eserler oldu.
Oldu ama nedense beklenen karşılığı bulmadı.
Derken Celal Karature çıktı karşımıza.
Roman kimliğiyle, başındaki mütevazı takkesiyle, elindeki pahalı olduğu pek de söylenemeyecek defiyle…
Üzerindeki kıyafetler belki semt pazarından alınmıştı. Yanında birkaç arkadaşı vardı; enstrüman yoktu, teknoloji yoktu. Sadece ağızlardan çıkan bir ritim vardı:
“Allah… Allah… Allah…”
Ve bir de niyet vardı.
Sadece Allah rızası.
İşte tam da bu yüzden gönüllere dokundu. Önce kulaklara girdi, sonra kalplere…
Ardından listelere. Türkiye’de birinciliğe, dünyada ise sekizinci sıraya oturdu.
Bu bir tesadüf müydü? Yoksa bize verilmiş açık bir ders miydi?
Bence bu, İslam âlemi için başlı başına bir tebliğ modeliydi.
Gösterişten uzak, kibirden arınmış, peygamberî bir yol.
İnsanların kalbine yukarıdan bakarak değil, yanına diz çökerek girmeyi tercih eden bir yol.
Bizim inancımızda başarı; şatafatla, ihtişamla, “ben” diyerek ölçülmez.
Aksine tevazu, sadelik ve samimiyetle anlam kazanır. Riyadan, kibirden, benlikten uzak bir hayat; dinimizin asıl başarı ölçüsüdür.
Hepimizin dilinde olan o düstur vardır ya:
“Rabbim ‘ol’ deyince olur.”
Belli ki Rabbim “ol” dedi…
Ve Karature zirve oldu.
Ne mutlu bu manzaradan ders çıkarmaya çalışanlara.
Ne mutlu hâlâ samimiyetin kazandığına inananlara.
CELAL KARATURE’DEN İSLAM ALEMİNE DERS yazısı ilk önce Kıbrıs Hakikat üzerinde ortaya çıktı.
