Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Özgül Gürkut Mutluyakalı, Kıbrıs TV canlı yayınında ölümlü trafik kazalarının önüne geçilebilmesi adına önerilerde bulundu
Siyaset üstü yaklaşım… Özgül Mutluyakalı, 2026 yılının ilk 5 ayında 14 ölümlü kazada 18 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, trafik kazalarının artık yalnızca sosyal sorumluluk değil, devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Trafik kazalarının 1975’ten bu yana yaklaşık 2 bin cana mal olduğunu ifade eden Mutluyakalı, trafik sorununun bütünlüklü ve siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı
“Ehliyet sistemi yenilenmeli”… KKTC’de ehliyet sisteminin çağın gerisinde kaldığını belirterek, teorik ve pratik sınav sisteminin yenilenmesi gerektiğine dikkat çeken Mutluyakalı, sınav öncesi alınması gereken 10 saatlik dersin 2 saatinin gece sürüşü olduğunu; ancak gece sürüş eğitiminin verilmediğini kaydetti. Mutluyakalı, trafik güvenliği sorununun temel ayaklarından birinin de eğitim eksikliği olduğunu dile getirdi.
Yusuf Bahadır AYDIN
Kıbrıs TV’de Elif Şen Çatal’ın konuğu olan Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Özgül Gürkut Mutluyakalı, ülkede trafik güvenliğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Mutluyakalı, 2026 yılının ilk 5 ayında 14 ölümlü kazada 18 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, trafik kazalarının artık yalnızca sosyal sorumluluk değil, devlet politikası olarak ele alınması gereken bir mesele haline geldiğini söyledi.
Trafik kazalarının 1975’ten bu yana yaklaşık 2 bin cana mal olduğunu ifade eden Mutluyakalı, “Trafik savaştan beter” sözleriyle tablonun ciddiyetine dikkat çekti. Son yıllarda yıllık ortalamanın 40 ila 50 can kaybı seviyesinde seyrettiğini belirten Mutluyakalı, küçük bir ada ülkesi için bu rakamların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Kazalarda “aşırı sürat” ilk sırada
Özgül Mutluyakalı, 2026 yılında ölümlü kazaların başlıca nedenleri arasında aşırı süratin ilk sırada yer aldığını belirterek, “Dikkatsiz sürüş” ifadesinin ise tek başına yeterli olmadığını söyledi. Kazaların nedenlerinin daha bilimsel, derinlikli ve sorgulayıcı biçimde incelenmesi gerektiğini kaydeden Mutluyakalı, dikkatsizliğin çoğu zaman bir sonuç olduğunu, bunun arkasında cep telefonu kullanımı, sağlık sorunu, altyapı eksikliği veya başka faktörlerin bulunabileceğini ifade etti.
Ölümlü kazalarda “yolun solunu tutmama” nedeninin de dikkat çekici olduğunu dile getiren Mutluyakalı, bu durumun özellikle karşı şeride geçme ve yüz yüze çarpışmalarla sonuçlandığını, en ağır can kayıplarının da bu tür kazalarda yaşandığını söyledi. Bu yıl 4 yayanın trafikte hayatını kaybettiğini belirten Mutluyakalı, “Trafikte hiçbirimiz güvende değiliz; ne aracın içinde, ne de yaya olarak” değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim, ehliyet sistemi ve trafik kültürü alarm veriyor
Dernek Başkan Yardımcısı, ülkede trafik güvenliği sorununun temel ayaklarından birinin eğitim eksikliği olduğunu belirterek, örgün eğitimde trafik derslerinin müfredatta yer almadığına dikkat çekti. Mutluyakalı, çocukların ve gençlerin trafik bilinci kazanmadan 18 yaşına geldiğini, ehliyet sürecinin de bu eksikliği gidermekte yetersiz kaldığını söyledi.
Mevcut sistemde ehliyet almak isteyenlerin 10 saatlik ders almasının öngörüldüğünü, bunun 2 saatinin gece sürüşü olması gerektiğini belirten Mutluyakalı, uygulamada gece sürüş eğitiminin verilmediğini kaydetti. Bu durumun ciddi bir güvenlik açığı yarattığını vurgulayan Mutluyakalı, ehliyet alan bir gencin herhangi bir gece sürüş deneyimi olmadan 24 saat araç kullanma yetkisi elde ettiğine dikkat çekti.
Özgül Mutluyakalı, KKTC’de ehliyet sisteminin çağın gerisinde kaldığını belirterek, teorik ve pratik sınav sisteminin yenilenmesi gerektiğini söyledi. Trafik Dairesi’nin bu konuda yeni bir çalışma yürüttüğünü ifade eden Mutluyakalı, çağdaş ülkelerde olduğu gibi güçlü bir soru bankası, yazılı sınav, pratik değerlendirme ve daha kapsamlı eğitim modeliyle daha güvenli sürücüler yetiştirilebileceğini kaydetti.
Genç sürücüler için kısıtlamalar..
İlk yıllarında araç kullanan sürücülerin kazalara daha fazla karıştığını belirten Mutluyakalı, özellikle ehliyetin ilk 1 yılı ve ilk 5 yılının riskli dönemler olduğunu söyledi. Araç kullanmanın deneyim gerektirdiğini vurgulayan Mutluyakalı, genç sürücüler için bazı kısıtlayıcı ve yönlendirici önlemlerin tartışılması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye’den gelen ehliyetlerin doğrudan çevrilmesini de eleştiren Mutluyakalı, farklı trafik düzeninden gelen sürücülerin KKTC’de soldan akan trafiğe özel eğitim almadan dahil olmasının risk yarattığını belirtti. Üçüncü ülkelerden gelen sürücüler için de mevcut uygulamaların yeterli olmadığını ifade eden Mutluyakalı, ehliyet çevirmede ticari kaygıların değil, trafik güvenliğinin esas alınması gerektiğini söyledi.
Mutluyakalı, trafikte artan agresiflik ve tahammülsüzlüğe de dikkat çekerek, trafik psikolojisinin artık sistemin merkezine alınması gerektiğini ifade etti. “Trafik canavarı” söyleminin yanlış olduğunu belirten Mutluyakalı, sorumluluğun soyut bir kavrama değil, doğrudan insana ait olduğunu vurguladı.
Alkol, uyuşturucu ve af kültürü: Trafikte yeni tehditler
Programda alkol ve uyuşturucu etkisinde araç kullanımı da gündeme geldi. Mutluyakalı, bu yıl ölümlü kazalarda alkolün henüz öne çıkan nedenler arasında yer almamasının sevindirici olduğunu ancak haftalık denetimlerde alkollü sürücülere hâlâ rastlandığını söyledi.
Uyuşturucu madde kullanımının trafikte yeni ve ciddi bir tehdit haline geldiğini belirten Mutluyakalı, polis tarafından şüpheli görülen sürücülere yönelik testlerin uygulandığını ancak test kitlerinin pahalı olması nedeniyle dikkatli ve hedefli kullanıldığını ifade etti.
Özgül Mutluyakalı, madde etkisinde direksiyon başına geçen bir sürücünün yaratabileceği sonuçların toplum açısından çok ağır olabileceğini vurguladı.
Af kültürü otoriteyi zayıflatıyor
Trafik cezalarının caydırıcılığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Mutluyakalı, cezaların asgari ücrete endeksli olması nedeniyle aslında ciddi rakamlara ulaştığını söyledi. Buna rağmen ihlallerin sürdüğünü belirten Mutluyakalı, “Af kültürü” nün otoriteyi zayıflattığını ve sürücülerde “nasıl olsa affedilir” anlayışını beslediğini kaydetti.
Mutluyakalı, trafikte “Bana bir şey olmaz” düşüncesinin de büyük tehlike yarattığını belirterek, sürücülerin hem kendi canlarını hem de başkalarının hayatını riske attığını söyledi.
Sorunlu yollar, altyapı eksiklikleri ve sürücü psikolojisi
Mutluyakalı, ülkede aktif araç sayısının 320 bin civarında olduğunu, her 10 günde yaklaşık 1000 yeni aracın trafiğe kaydedildiğini belirterek, toplu taşımanın yetersizliği nedeniyle bireysel araç kullanımının zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Karayolu ağının önemli bölümünün hâlâ tek şeritli yollardan oluştuğunu ifade eden Mutluyakalı, bölünmüş yolların yüz yüze çarpışmaları önlemede daha güvenli olduğunu ancak mevcut altyapının yeterli olmadığını belirtti.
Özellikle Girne-Değirmenlik dağ yolu ile Ercan Yonca Kavşağı’ndan İskele’ye uzanan yolun iyileştirilmesi gereken güzergahlar arasında olduğunu söyledi.
Mutluyakalı, yolların yalnızca asfalt dökülerek güvenli hale getirilemeyeceğini belirterek, kavşak güvenliği, ışıklandırma, levhalar, yatay ve dikey işaretlemeler, yaya geçitleri ve gece görüşünü artıran kedi gözleri gibi unsurların da trafik güvenliğinde belirleyici olduğunu ifade etti.
Siyaset üstü bir yaklaşıma ihtiyaç var
Trafik sorununun bütünlüklü ve siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Mutluyakalı, Trafik ve Ulaştırma Hizmetleri Komisyonu’nun “trafiğin beyni” olarak öngörüldüğünü ancak istenilen etkinlikte çalışmadığını söyledi. Trafik Dairesi’nin kurulmasını olumlu bir adım olarak değerlendiren Mutluyakalı, buna rağmen koordinasyon eksikliğinin sürdüğünü kaydetti.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in “Vizyon Sıfır” hedefini hatırlatan Mutluyakalı, 2050 yılına kadar ölümlü trafik kazalarını sıfırlamayı amaçlayan bu yaklaşımın altyapı, eğitim, denetim ve farkındalıkla desteklendiğini belirtti. KKTC’nin bu hedefin çok gerisinde olduğunu ifade eden Özgül Mutluyakalı, trafik kazalarının azaltılması için kalıcı, bilimsel ve siyaset üstü bir devlet politikasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Alkollü direksiyon başına geçmeyin!
İçerisinde bulunduğumuz bayram dönemlerinde artan yol hareketliliğine dikkat çeken TKÖD Başkan Yardımcısı Özgül Mutluyakalı, alkol alan kişilere “direksiyon başına geçmeyin” uyarısında bulundu. Mutluyakalı bu gibi durumlarda kişinin, yakın çevrenin sorumluluk alarak alkolsüz bireylerin direksiyon başında olması gerektiğinin altını çizdi.
